16 Kasım 2013 Cumartesi

Süspansiyonun sürüş üzerindeki etkileri

ÖN ÇATAL

Çatal Yağ Seviyesi:

Çok Düşük:

Çatallar sert frende veya büyük çarpmalarda en düşük seviyeye iniyor.

Çok Yüksek:

Ön teker çarpmalarda sıçrıyor.


Sıkıştırma Sönümlemesi:

Çok fazla:

İçe dönüş zor, geniş dönüş açısı yapıyor.
Ön teker çarpmalarda sıçrıyor.
Düz hatta fren sırasında çatallar sarsılıyor.
Küçük çarpmalarda ön taraf çok sert hissediliyor.

Yeterli değil:

Çatallar çok hızlı dalıyor, muhtemelen en alt seviyeye iniyor.
Sert frende arka öne gelmeye çalışıyor.
Geri sekme sönümlemesi eksikliğindeki gibi ön taraf lapa gibi yumuşak ve yarı belirsiz bir his veriyor.


Geri sekme Sönümlemesi:

Çok fazla:

Ön taraf viraj çıkışlarında takırdıyor.
Çatal sık kasis darbesi yapan yollardaki alt seviyede toplanıp kalıyor(sarıyor).
Ön kasisli viraj çıkışlarında sert gaz verildiğinde kıpırdanmaya veya kafa sarsıntısına(salınışına) başlıyor.
Çatallar altta toplanıp kaldığı(sardığı) için çok sert gidiş.

Kafi değil:

S virajlar boyunca aşırı dikey iniş çıkış eylemleri.
Virajlarda ön taraf titriyor(takırdamıyor).
Ön taraf frenden sonra çok hızlı yukarı atım yapıyor.
Düz gidişlerde akıcı bir his ama virajlarda çok pelte gibi ve zayıf traksiyon(yol tutuşu) hissedilir.
Virajlara süratli olarak hafifçe dönünce önce motor balığımsı bir salınım yaptıktan yada debelendikten sonra düzeliyor.


Sürüş Yüksekliği:

Çok alçak:

Yüksek hızda dengeden yoksun.
Viraj içine kolay dönüş.

Çok yüksek:

Viraj içine dönüş ağırlaşmış veya yüksek eforla olabiliyor.


Yay oranları:

Çok yumuşak:

Çatallar yumuşak dönüşlerde çok fazla sıkışıyor.
Çatallar sert fren esnasında veya büyük darbelerde dibe iniyor.
Kafa açıyor(normal dönüş açısını sağlaması gerekli didon baskısı hat dışına açılıma sebep oluyor).
Önün altta toplanmasına(sarmak, geri sekmenin iptali) sebep olabilir.
Dönüşleri kolay yapıyor.

Çok sert:

Dönüş içine kaçıyor(dönüşü daraltıyor).
Viraj girişlerinde ön taraf kontrolden çıkıyor.
Virajlarda çok sert.
Virajdan çıkışlarda ön taraf takırdıyor.
Motoru döndürmek zor.
Fren altında iyi hissediliyor.
Ön teker vuruşlarda(darbede) sekiyor.



ARKA ŞOK

Sıkışma Sönülmesi:

Çok fazla:

Şok çok sert ve katı ama çok fazla geri sekme sönülmesi kadar kötü değil.
Hafif dalgalı yollarda fren yapınca arka teker sekiyor.
Gazlama esnasında arka az bir miktar çöküyor.

Kafi değil:

Orta seviye çarpmalarda şoklar dibe iniyor.
Gazlayınca arka çöküyor.
Şoklar muhtemelen dibe gidiyor.
Motor virajdan çıkarken geniş dönüyor(arka düşük, burun yüksek).


Geri sekme(açılma) Sönümlemesi:

Çok fazla:

Arka teker küçük tümsekli dönüşlerde hopluyor bilhassa arka arkaya çok sık çok dalgalılarda.
Hafif dalgalı(tümsekli) yollarda fren yapınca arka teker sekiyor.
Arka seri şeklinde arka arkaya darbelerde çarpmalarda altta kalıyor(sarıyor).
Arka çok sert hissediliyor.
Motor viraj çıkışlarında geniş dönüyor(arka düşük, burun yüksek).

Yeterli değil:

Sert frende çok fazla yukarı tepiyor.
Motor viraj çıkışlarında veya uzun süpürme tarzı dönüşlerde debeleniyor.
Arka teker kasislerde sert gazlamalarda takırdıyor.
Çok fazla şase girip çıkma hareketi.


Sürüş Yüksekliği:

Çok alçak:

Motor viraj çıkışlarında içe kapanıyor(kaçıyor).
Yön değiştirmek zor.
Viraj çıkışlarında zayıf ön teker tutuşu.

Çok yüksek:

Yüksek süratte stabil ite(durağanlık, denge delik) yokluğu.
Zayıf arka teker tutuşu.
Ağır fren altında dengesiz.


Yay Oranı:

Çok yumuşak:

Sürüş yumuşak(akıcı).
Arka gaz verince çöküyor.
Ön çok hafif hissediliyor.

Çok sıkı:

Viraj içine dönüşleri kolay.
Sürüş çok sert.
Zayıf arka teker yol tutuşu(traksiyon eksikliği).



Ek.:
Esas 1.: Yaylar motoru yukarıda tutar. Motorun her sıkışmasının ardından yada çökmesinin ardından motoru önceden yüklenmiş ayar yüksekliğine geri getirmek yayın asli görevidir. Yaylar süspansiyon sistemindeki taşıyıcı güç unsuru değildir. Araya parça koyarak yada yayın kendisi değiştirilerek sürüş yüksekliği ve çöküş mesafesi ayarlanabilir ancak bunun dışında süspansiyonun yük taşıma kapasitesinin değiştirilmesinde yayların bir fonksiyonu yoktur.

Esas 2.: Hidrolikler yani süspansiyonun içindeki akışkanlar gaz gibi sıkışmazlar. Gaz sıkıştırılarak hacmi küçültülebilir ancak bu durumda gaz sıvıya dönüşür. Sıvı hacmi ise küçültülemez yani sıkıştırılamaz. En azından şu an için henüz böyle bir teknoloji bulunamamıştır. Milin ucundaki vanalar yağın akış hareket hızını dolayısıyla da süspansiyonların sıkışma hızını belirler. Vanalar küçükse hareket yavaş, büyükse hızlı olacaktır. Buda iniş çıkış zamanının yavaş yada hızlı olmasını sağlayacaktır. İki yönde de hem sıkışma hem de geri sekme için bu kural geçerlidir. Bir çok modern motor çatallarının üzerine monteli ayarlayıcı düğmelerle bu vanaların ayarları yapılmaktadır. Unutmayın sadece hız yani sıkışma ve geri sekme hızı ayarlanmaktadır.

Esas 3.: Hava yayı, süspansiyon kovanının üst köşesi ile yağ arasındaki hava miktarı motorun yük taşıma kapasitesini belirleyen unsurdur. Yağ miktarının artırılıp eksilmesiyle hava yayının sertliği değiştirilir. Yağ ağırlığı yada yağın kalitesi yada yağ geçiş vanalarının açıklık ayarları hava yayınının gücünü etkilemez. Sadece yağın miktarı ve ikinci derecede de bulunduğunuz irtifa ve hava sıcaklığı hava yayının yük taşıma kapasitesini etkileyen unsurlardır. Bu yüzden süspansiyona hava ekleme yapmayın. Tüm ayarlarınızı mekanik anlamda halledin. Basıncını gerektiğinde elle kaçırma yapabileceğiniz uygun vanalar kullanın. Yayları sertleştirin bunun için ya araya alüminyum contalar koyun yada daha sert yaylar takın. Çöküş miktarını değiştirmeyin.

Özet.: Geri sekme ayarı süspansiyonların geri dönüş hızının ayarıdır. Sıkışma ayarı süspansiyonların hareket mesafelerinin ayarıdır. Yük taşıma kapasitesini süspansiyonun içindeki hava yayı sağlar. Süspansiyonun içindeki yağ miktarı ile bu ayarlanır. Daha sert bir yayda aynı görevi görür. İyi bir süspansiyon ayarının manası sizin güvenli bir şekilde akıcı, sarsmayan, yormayan bir sürüşe sahip olmanızın sağlanmış olması demektir.

Arıza: Motosiklet her tarafa salınıyor.
Çözüm: Süspansiyon çok yumuşak. Preloadı(ön yükleme) artırın veya daha sert yaylar kullanın. Sürüş yüksekliğini de mümkünse artırın.

Arıza.: Motor kasislerde kayıyor(sekiyor).
Çözüm.: Kompresyon dampingini ve/veya önyüklemesini azaltın.

Motor virajlarda sarsılıyor.
Arka geri sekme dampingini artırın.

Ön taraf viraj çıkışlarında ve kasislerde sarsılıyor.
Çatal ön yüklemesini veya kompresyon(sıkıştırma) dampingini azaltın.

Çatallar fren yapılınca titreşim yapıyor veya sarsılıyor.
Kompresyon dampingini(sönümleme) veya önyüklemesini azaltın.

Çatallar frenden sonra yukarı atım yapıyor.
Ön rebound(geri sekme) dampingini(sönümlemesini) artırın.

Çatallar çok hızlı dalıyor.
Kompresyon dampingini artırın.

Çatallar dibe vuruyor.
Daha sert yay takın, hava aralığını azaltın ve daha fazla preload(ön yükleme) uygulayın.

Arka fren yapınca yukarı atım yapıyor.
Geri sekme sönümlemesini (rebound dampingini) artırın.

Kasisli yollarda arka çöküyor.
Geri sekme sönülmesini azaltın.

Not.: Sıkı zincir ayarı süspansiyonların çalışmasını engeller. Kopan bir zincir motoru kitlerken bacağınızı da götürebilir.

Yolculu sürüş prensipleri


Sürücünün bilmesi gerekenler:

1. Yolcu ikinci bir sürücü gibi düşünülmelidir.
2. Yolcunun davranışları motorun hareketlerini etkileyerek sürüş karakterini değiştirir. Bağımsız ekstra bir ağırlık olması bunun sebebidir.
3. Yolcu ani duruşlarda öne doğru hareket ederek kaskların çarpışmasına sebep olduğu gibi sürücünün kollarına da ekstra ağırlık bindirir.
4. Yolcunu getirdiği ekstra yük kalkışta daha fazla gaz ve debriyaj mahareti gerektirir.
5. Fren işlemi etkilenebilir. Daha önceden ve daha fazla basınç uygulamasıyla fren yapmak gerekir.
6. Arka teker üzerindeki ekstra ağırlık bilhassa ani duruşlarda durma gücü üzerinde arka frenin etkisini artırır.
7. Yokuş aşağı sürüşlerde frenleme mesafesini uzatır.
8. Ekstra ağırlık dönüşlerde ekstra dikkat gerektirir.
9. Dönüş açıklıkları etkilenebilir.
10. Sollamak için daha fazla bir zaman ve mesafe gerekir.
11. Bilhassa yan rüzgarların etkisi daha belirgin olur.

Motorun durumu:

1. Yolculu sürüşe uygun, buna göre üretilmiş tipte bir motor olmalıdır.
2. Lastik havaları motor manueline bakılarak yolculu sürüşe göre basılmalıdır.
3. Süspansiyon ayarları yolculu sürüşe göre ayarlanmalıdır.
4. Aynalar yolculu sürüşe göre ayarlanmalıdır.
5. Tüm bunlar motor el kitapçığına göre yapılırken yine bu kitapçığa göre verilen motor azami yük taşıma kapasitesi aşılmamalıdır.

Yolcunun bilmesi gerekenler:

1. Yolcu boyunun ayakları pedallara basacak kadar uzun ve yaşının bu işin sorumluluğunu kaldırabilecek seviyede olmalıdır.
2. Yolcuda koruyucu donanımlar giymiş olmalıdır.
3. Yolcunun da hareketlerinin sürüşü etkileyeceğini ve nasıl davranması gerektiğini bilmesi gereklidir. Bu kurallar:
a) Sürücünün belinden tutunun. Varsa yolcu motor tutanaklarından tutununuz.
b) Ayaklarınızı daima pedallar üzerinde basılı tutunuz. Motor durduğu zamanda bile.
c) El ve ayaklarınızı sıcak ve hareketli parçalardan uzak tutunuz.
d) Dönüşlerde sürücünün omuz üzerinden dönüş yönüne bakınız.
e) Geriye yada ani dönüşler yapmayınız. Bacaklarınızla motoru tutarken sağa sola ivmeler vermeyiniz. 
f) Bir engel üzerinden geçilirken pedallar üzerinde bacaklarınız kırık vaziyette hafif yükselerek darbenin bedeninize etkisini azaltınız.

Genel güvenlik kuralları:

1. Yolcu taşıyabilecek tecrübede değilseniz(asgari iki yıl) yolcu taşımayınız.
2. Tecrübeniz yeterli ise ama ilk defa yolculu sürüş yapacaksanız önceden yolcu ile birlikte düşük süratlerde trafiğe kapalı uygun bir alanda alıştırmalar yapınız yada bunun eğitimini alınız.
3. Daima “Araştır”, “Değerlendir” ve “Uygula” işlemini uygulayınız.
4. Yolcunun sürate ve yatışlara alışması için kendisine zaman tanıyınız.
5. Sollarken kendinize daha geniş zaman tanıyınız. Ani geçişlere kalkışmayınız. Mesafe yeterince uzun olsun.
6. Rüzgara karşı hazır olunuz.
7. Aşırı hızlardan ve yatış açılarından sakınınız.
8. Yolcu binmeden motoru çalıştırınız.
9. Yan ayağı kaldırıp motoru tam desteğe alınca, ön fren sıkılı ayakta iki ayağınızla sağlam bir şekilde yere basılı olarak ve motoru bacaklarınızın arasında sıkıca tutulu bir vaziyette iken yolcuya binin komutunu veriniz.
10. Yolcu binince kask çarpışmalarına hazırlıklı olunuz.
11. Tam durup motoru desteğe aldıktan sonra kendisine vereceğiniz inin komutunu almadan yolcunun inmeye kalkmaması gerektiğini, ayakları pedallarda basılı beklemesi gerektiğini kendisine bildiriniz.

Not: Yolcu binip inerken sürücünün omuzun dan destek alabilir.

Alfa.

İleri Sürüş Stratejileri

Güvenli bir şekilde motosiklet kullanmak hem fiziksel hem de zihinsel yetenek ister. Motoru hassas bir şekilde yönlendirmek ve durdurmak için fiziksel yetenek, trafikle karşılıklı uyum içinde olmak ve tehlikelerden kaçınabilmek için zihinsel yetenek ister. 

Hangisi daha önemlidir?

Motora, sürücüye ve duruma bağlı olmasına karşın uzmanlar cadde sürüşlerinde %90 zihinsel ve %10 fiziksel demektedirler. Uygulamada bu oran yaklaşık yeni başlayanlar için %50-50 ve ustalar için %95-5 dir. Fiziksel yeteneklerinizde ustalaşıp otomatik yapar hale geldikçe sürücüler çevreyle daha fazla iletişime girmeye başlarlar. Tehlikeleri tespit ve kaçınmak işlemi devreye girer.

Bu noktadan itibaren ileri sürüş stratejilerin öneminden ve ne olduklarından bahsedebiliriz. Bu stratejilerin amacı güvenliği artırmaktır buda işin ne kadar önemli olduğunu gösteren başlıca nedendir. Sürüş stratejilerini bilhassa kavşaklarda, otobanlarda ve dağ yollarında kullanma konusunda kendinizi ustalaştırın.

Zihinsel yeteneklere bir benzetmeyle başlayalım: Ayakkabısını bağlamayı öğrenen çocukları hepimiz biliriz çünkü bizde aynı şeyleri yaptık. Yeni bir yetenektir onlar için ve hatırlanması gereken bir sürü detayı vardır. Ama yaşlandıkça, daha çok ayakkabı bağlama işlemini geride bıraktıkça bu hareket düşünmeden otomatik olarak yaptığınız bir hareket olur. Buna - kasların hafızası - denir. Aynı prensip motor kullanma içinde geçerlidir.

Güvenlik nedir? Güvenlikten ne kastedilmektedir?

Lügatlere baktığınızda kelimenin anlamı - tehlike yokluğu - olarak açıklanmaktadır. Bu mümkün müdür? Motor sürerken böyle bir durum söz konusu olabilir mi? Elbette hayır. Daima riskler olacaktır. Bizim risksiz bir durumda sürüş yapmanızı sağlamak gibi imkansız bir hayalimiz yok zaten. Peki bizim amacımız nedir? Amacımız size tehlikeleri fark etmenizi öğretmektir. Yüksek riskli durumları düşük riskli hale getirmek suretiyle sürüşü daha zevkli bir hale getirerek uzun yıllar bu işi devam ettirebilmenizi sağlamaktır.

Sürüş stratejisi nedir? 

. Yol durumu ve diğer sürücüler hakkında bilgi toplamak.
. Topladığınız bilgiyi tercüme etmek.
. Neyin önemli olduğuna karar vermek ve sonra zaman ve mekanınızı maksimuma çıkarma planı yapmak. Traksiyonunuzu(yol tutumu) maksimum yapmak ve risklerinizi minimuma indirmek.

Niye strateji kullanırız?

. Bunu sürekli yaparak motorunuzu kontrol altında tutarken kendinize daha fazla zaman ve mekan kazandıracak ve tehlikelerden kaçınmış olacaksınız.
. İdeal olarak söylersek iyi strateji kullandıkça siz fiziksel yetenek kullanmak ve ani manevralar yapmak zorunda kalmayacaksınız.

Niye her sürücü strateji kullanmaz?

. Sürücülerin çoğunun kendine göre sistemleri vardır: Farkında olarak yada olmadan kullanırlar. Az bir kısım sürücünün hiçbir sistemi yoktur. Çünkü: Sürüş riskleri hakkında bir fikirleri yoktur. Biliniz ki motosiklet kazalarında yaralanma oranı %90 iken bu oran diğer vasıtalarda %30 dur. Ayrıca kazaya karışan motosiklet kazalarında oluşan ölüm oranları diğer vasıtalardan beş misli fazladır.
. Sürücülerin çoğu yeteneklerini fazla abartırlar: Böyle yaparak da riskleri küçümserler. Genç sürücüler kendilerini görünmez sanırlar, tecrübeliler sahte bir güvenlik duygusu geliştirmişlerdir.
. Eğitim ve tecrübe eksikliği: Kendi başına yada arkadaştan öğrenmeler genellikle kötü tecrübelerin yanlış değerlendirilmesi ile ulaşılmış sonuçlar üzerine kurulmuş doğru olmayan zanları size taşır. Düzgün bir eğitim kurumundan eğitim almak şarttır.

İdeal olan sürüş stratejilerini acı olan yoldan öğrenmemektir.

Strateji yapma tekniğini üç başlıkta toplayabiliriz:

Araştır.
Tahmin et.
Uygula.

Araştırmak:

Motorunuzun sesini dinleyin. Normal çalışıp çalışmadığından emin olun. Bu bir şeylerin kırılıp düşmeden tamir edilebileceği zamanda kenara çekebilmenizi sağlar. Dikkat dağılımının kazaların olma sebeplerindeki payı %20 dir. Bu yüzden göz koruması da çok önemli bir faktördür. Göremezseniz reaksiyonda gösteremezsiniz.

Tehlikeler size genellikle yoğun olarak gece saat 11.00 ile 01.00 arası gelir. Arkadan gelen tehlikelerde. Önden gelen trafikle arkadaki trafiği kontrol etmek için dikkatinizi bölüştürmek konusunda çok çaba gerekir, bir uyum içine girmek zorundasınız, hangisine daha fazla ağırlık vermek konusunda seçim yapmalısınız. Gece stop ışıklarına bakarak fren zamanlaması yapmak normal zamanlardan daha zordur. 100 km süratte ½ saniye 40 metre civarında bir yol demektir. Bu yüzden sürüşte dikkatinizin çoğunlukla öne verin ancak ışıklarda veya kavşaklarda durmak için fren yaparken arkanızdaki trafiğin durup duramayacağını da kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Aşırı hız kazaların büyük aktörüdür. Yüksek sürat daha dramatik ölümcül kazalar demektir, düşük süratlerde daha küçük yaralanmalar olmaktadır. Otobanlarda daha seyrek ancak daha ölümcül kazalar olur. Şehir içi yollarda daha sık kaza olmasının sebebi oralarda olabilecekleri tahmin etmenin daha zor olmasıdır.

Tahmin etmek:

En kötüyü tahmin edin ve en iyiyi ümit edin.

Kendinize kaçış yolu seçin. Acil durum için bu yolun motorunuzun toplam genişliğinden biraz fazla olması yeterlidir. Bunu yaparken kendinizi aşırı riske sokmayın çünkü felaketle karşılaşmamanız diğer sürücünün bir refleksine bağlıdır. Çarpışmadan önce diğer aracın hızını ve mevcut zamanı tahmin edebilmelisiniz.

Diğer sürücülerin davranışlarını tahmin edin.

Diğer sürücülerin davranışlarının sonucunu tahmin edin.

Kendi davranışlarınızın sonuçlarını tahmin edin.

Neyin en fazla olacağının ihtimal seviyesini tahmin edin. Tehlikenin potansiyel derecesine göre seçiminizi yapın. Sollamak tehlikeli ise takip mesafenizi uzatarak doğru anın gelmesini bekleyin.

Karşı önlemi uygulayabilip uygulayamayacağınızı tahmin edin. Zemin kayganken, yol yüzeyinin durumu, traksiyon yeteneği, ani manevralara mı girmeyi tercih edeceksiniz yoksa daha rahat bir pozisyona geçmeyi mi?

Özetlersek; tehlike kaynaklarını önceden görüp onu tehlike olmaktan çıkaracak önlemleri zamanında uygulamak ideal olandır. Birini hallettikten sonra öbürüne geçin. Çok iş gibi gelir ama yaptıkça otomatik bir şekilde sizin doğal bir hareketiniz gibi gelmeye başlar ve siz daha iyi bir sürücü olursunuz.

Uygulamak:

Hangi hareketin duruma en uygun olduğunu seçin ve nasıl yapacağınıza karar verin. 

Kararınızı etkileyecek faktörler şunlardır:

Önceki tecrübeleriniz.
Önceki eğitimleriniz.
Tavrınız.
Yorgunluk.
Kimyasal zayıflık.
Motivasyon.
Farkında olmak seviyesi.
Duygular.
Tahmin etme keskinliği.
Seçme eylemi.

Uygulama bölümünde seçebileceğiniz üç aksiyon vardır:

1. Haberdar etmek, 
2. Hızınızı ayarlamak,
3. Pozisyonunuzu ayarlamak.

Hangi aksiyonu uygulayacağınız sizin rahatlık ve yetenek seviyenize, motorunuzun limitlerine ve durumun kendisine bağlıdır.

Haberdar etmek: Varlığınızı ve niyetinizi belli edin. Selektör yapın, sinyal verin, korna çalın gerekiyorsa dörtlüleri yakın. Yol hakkına dikkat edilmemesi yada yanılmalarının kazalardaki payı %36.5 dur.

Hızınızı ayarlamak: Bazen tehlikeli durumdan sıyrılmak hız limitlerini aşmanızı gerektirebilir. Ancak başka bir yolu yoksa bunu uygulamaktan kaçınmayın.


Kaynak: alfamotosiklet

Yolculu sürüşlerde frenleme

YOLCULU SÜRÜŞLERDE FRENLEME 

Motosikletteki ekstra ağırlık yolcu olsun, yük olsun motorun atıl kütlesini ağırlaştırdığı oranda hareket yönü doğrultusunda dengelenmesi gereken bir ekstra hareket enerjisi verecektir. Daha da önemli olarak ilave ağırlık arka tekerin yere tutunma gücünü artıracaktır ve ön arka ağırlık oranının değişimi de değişik frenleme tekniği uygulanmasını gerektirecektir. Tıpkı iniş yada çıkışlarda değişik frenleme tekniklerinin uygulanması gibi. 

Yolcunun ağırlığı genellikle yüksektir ve motora hareket yönünde daha fazla ileri hareket enerjisi verecektir. Sıkı ön fren hala mümkündür ancak yolculu durumda arka frenin daha sıkı kullanımı gerekir. 

Burada ölçü yolcunun frenleme esnasında ne kadar ağırlığını sürücüye aktaracağıdır. Artçı ani duruşun farkında olmayabilir çünkü artçı ileriyi sürücü gibi göremez ve sürücü sert fren yaptığında yolcu sürücünün sırtına abanır. Daha doğrusu motor sürücüyü geriye, yolcuya doğru iter. Bu noktada sürücü yolcunun atıl kütlesi tarafından tankın üzerine doğru itilir. Sürücü burada motorun kontrolünü kaybetmemek için frenleri gevşetmek durumundadır. 

Touring tipi bir motorda yolcuda varsa ağırlık 600kg a kadar çıkabilir. Arka/ön ağırlık dengesi belki 60/40 olabilir. Frenlemenin başlangıcında arka frenleme 350kg ve ön 250kg gücünde olabilir. Ama frenleme mevcut yer tutunma gücünün mesela %80nine yükseldikçe frenleme güçleri arka/ön 130/350 civarında olabilir. 

Bu yüzden arka fren yolculu sürüşlerde toplam frenleme üzerinde olumlu katkı yapar. Yağışlı havalarda da olumlu etkisi vardır. Yokuş inişlerde bu durumun yolcunun atıl kütle etkisinin çok fazla olmasından dolayı fazla avantaja döndürülmesi fiilen mümkün olamaz. ABS sistemlerde ise sistem birleşik yada ayrıda olsa fiilde bir avantajı olmaz. Sadece daha sert fren yapılabilir. 

Alfamotosiklet

Hipotermi, belirtileri ve korunma yolları

Ortalama 37 santigrat derece olan vücut ısısındaki düşmeler sonucu hipotermia oluşur. Vücut ısı üretimi ile ısı kaybı arasındaki dengesizlik sonucu hipotermia nın ortaya çıkmasına sebeptir.

Vücut ısısı 35 derecenin altına düşen kişi “Hipotermia ye girmiş” demektir. Bunun en büyük sebebi ise soğuğa maruz kalmaktır. Aşırı giyinmek ve sonucunda terlemek de buna etkendir, az giyinmekte. Vücut ısısının %70 i baş ve boyundan, %10 u ise bileklerden kaybedilir. Bu Bunun sebebi ise bu bölgelerde derinin ince olması ve ana damarların deriye çok yakın olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bu bölgelerin çok iyi korunması lazımdır. Hipotermia yı hafif ve ciddi olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Vücut ısısının 32 santigrad dereceye kadar düşmesi “Hafif Hipotermi” şeklinde adlandırılabilir. · 37 – 35 santigrad derecede, üşüme hissi, titreme, deride hissizlik başlar. Kasların verimi düşer. Kişi kendi kendine söylenir. Sık sık idrara çıkılır. Bunun sebebi böbreklere fazlaca kan gitmesi ve böbrekleri çalıştırmasıdır. · 35 – 34 santigrad derecede, güçsüzlük hissi vardır. Kişi yavaş yürümeye başlar. Koordinasyon eksikliği belirgin olarak gözlenir. Akıl karışır, saçmalamalar, kayıtsızlık başlar. · 34 – 32 santigrad derecede, koordinasyonu iyice azalır. Tek başına yürüyemez. Ayakta durmakta zorluk çeker.Sürekli tökezler, düşer. Ellerini kullanmakta zorlanır.Düşünme ve konuşma yavaşlar, hafıza kaybı başlar. Hastanın üşüyen elleri, ayakları acır. Yine de bir şeylerin ters gittiğini reddeder. “Ciddi Hipotermia” Vücut ısısının 32 santigrad derece ile 28 santigrad derece ve altına düşmesi halinde ciddi hipotermia den söz edebiliriz. · 32 – 30 santigrad derecede, titreme iyice azalır ve hatta durur. Artık yürümek, ayakta durmak mümkün değildir. Kişi, soğuğa karşı korunmaya ihtiyaç duymaz. · 30 – 28 santigrad derecede, kaslar sertleşmeye başlar, yarı bilinçlidir. Kalp atışları ve solunum belirsizleşir, gözbebekleri ise genişler. · Vücut ısısı 28 santigrad derecenin altına düşerse, bilinç tamamen kapanır. 20 santigrad dereceye kadar düşerse de kalp durur ve ölüm gerçekleşir. Fizyolojik açıdan bakılacak olduğunda, eğer vücuttan genel bir ısı kaybı meydana geliyorsa vücut yüzeyindeki sinirler yüzeydeki damarları bloke ederek kanı hayati olan iç organlara çeker.Genel olarak ısı -10 derecenin altına düştüğünde soğuktan dolayı bu sefer sinirler işlevini yitirir ve yüzeye giden kana izin verirler.Bu aşamada kişi kendini ısınmış zanneder ve titreme kaybolur.Yüzeye gelen kan kılcal damarlar yoluyla havayla daha fazla temas edeceğinden aslında ısı kaybı daha fazla artmaktadır.Yüzeyde soğuyan kan iç organlara döndüğünde onların da ısısını çalar bu döngü bir yerde engellenmezse kişi komaya girip ölünceye kadar devam eder. Hipotermia gelişimi sırasında kalp önce hızlı atar fakat zamanla yavaşlar.Zamanla kalp vücuda yeteri kadar kan pompalayamamaya başlar.Böbrekler ise idrar oranını arttırır.Sebepleri böbreğe daha fazla kan gelmesi veya doğrudan soğuğa maruz kalmasıdır. Merkezi sinir sistemi de etkilenir.Yürürken tökezleme,düzgün konuşamama gibi örnekleri va! rdır. 


HIPOTERMIA’YE GİREN BİRİNE NASIL YARDIM ETMELİSİNİZ? 
· İlk olarak ek giysiler giydirin. Üzerini örtün. · Islak giysilerini çıkartıp vücudu kurutun. · Uzuvları donma açısından araştırın. · Bilinci yerindeyse bol bol sıvı içirin. Sıvı ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Sık ve azar azar kalorisi yüksek yemek verin. · Ağır durumda değilse, hareket ettirilerek vücut ısısının artırılması sağlanmalıdır. · Mümkünse çadıra ve daha önceden ısıtılmış uyku tulumuna koyun. Normal vücut sıcaklığına sahip bir kişi aynı tuluma girerek ısı transferi sağlayabilir. · Tüm vucudun aynı anda ısıtılması, kanın daha da soğuyarak iç organlara dönüşüyle ölüme neden olabilir. Karın, göğüs ve derinin ince olduğu boyun, koltuk altları ve kasıklar ısıtılmaya çalışılmalıdır. · Çadır yoksa rüzgar almayan bir yere yerleştirin. Ayrıca her kişi, şüpheli bir durumda kendi nabzını almalı. Hipotermia vakalarında sık sık nefes, vücut sıcaklığı ve nabız kontrol edilmeli. Nabzı hissetmek zor olabilir. Sabırla beklenmeli. Vücut sıcaklığı koltuk altından alınmalıdır. 

KORUNMAK İÇİN NASIL GİYİNMELİYİZ? 
· Gereksiz giyimden kaçının. Fazla giyinmek, insanı terletir. Bu da ısı kaybına neden olur. Terli vücuda vuran rüzgar ise daha fazla ısının vücuttan çıkmasına sebep olur. · Giyim seçerken, özellikle tek bir kat kalın giysi yerine, ince giysilerden birkaç tane giyinmek en doğru olanıdır. Bu sayede yürürken yada başka bir aktivite yaparken terlemeden aktivitenizi yapabileceğiniz giysiyi daha kolay bulabilirsiniz. Sıcak olursa bir katını çıkarmak suretiyle terlemeye engel olabilirsiniz. · Dar giysiler kan dolaşımını engeller. Bu da vücutta her noktaya kolayca kan gitmesini engeller ve ısınma problemi olur. · Bol giysiler de sakıncalıdır. Bunlarda ısı dışarı sızar. Vücut ısısının geri dönüşümü de zordur. Yani giysi ile vücut arasındaki hacim büyük olacağından bu hacmin ısıtılması zorlaşacaktır. · Yürüyüş, motosiklete binerken yada başka bir aktiviteye başlayacağınız zaman üşüyerek başlayın. Aktivite sırasında terleteceğinden şüphelendiğiniz kıyafetleri çıkarın. Aktivite arasında mola verdiğinizde ise üzerinizdeki terin soğumaması için mutlaka üzerinize bir şeyler giyin. Mümkünse kuru kıyafetler, çantanızın hemen ulaşılabilecek bir yerinde olsun ve değiştirin. · Motosiklet ile seyahatte ise motosiklet montlarının içinde kalın kıyafetler yerine daha ince ama kat kat kıyafetler seçmeliyiz. Üşüdükçe üzerimize bir kat giymeliyiz. Sıcak olursa da bir kat çıkarmalıyız. Ta ki terlemeyeceğimiz kıyafetlerin varlığına emin olana kadar. Mola yerlerinde ise kesinlikle motosiklet montunu çıkarıp, daha ince bir mont yada başka bir kıyafet giymeliyiz. Unutmayalım ki motosiklet montları durduğumuz yerde hareket halindekinden çok daha az nefes alır ve bu yüzden de terleme oluşur. Buna yola çıktığımızda vuran rüzgarı da eklersek hipotermia için mükemmel bir zemin hazırlamış oluruz. · Vücut ısısının %70 inin baş ve boyundan çıktığını düşünülürse, kaskın içine mutlaka alnı da örtecek bir uzun balaklava giymekte fayda olacaktır. Bu sayede hem baş hem de boyun korunmuş olur. · İyi yemek yenmeli, bol bol sıcak sıvı alınmalıdır. Yola çıkarken yanınızda mutlaka 1,5 litresi sıcak, toplam 2,5 lt sıvı olmalıdır. · Kamp yerinde yatmadan mutlaka tuvalet ihtiyacı giderilmelidir. · Tuluma girmeden hemen önce yapılacak 10 dk lık birkaç egzersiz, vücudun iyice ısınmasına ve tulumun içine sıcak girmenize sebep olacaktır. Bu sayede tulum içinde daha çabuk ısınacaksınız. · Gerekmedikçe gece çadırdan çıkmayın. · Ayrıca uzun vadeye bakılacak olursa, gece kalın örtünmemek, şehirde çok kalın giyinmemek, çok sıcak su ile duş alınmaması da vücudun dengesi açısından önemlidir. 

Aşırı havalarla mücadele

AŞIRI HAVALARLA MÜCADELE 

16 derece ile 32 derece arası normal olarak kabul edilir. Bunun altında soğuk üstünde sıcak hava tehlikeleri başlar.

Kask:

Tam korumalı kask(Full face helmet). Daima vizor kapalı.

Vizorün buharlanması:

Bunun için tabakalar çıktı. Bu tabakalar iki tabaka arasında ışık kırılmalarını pırıltılar olarak gösterebilir. Aynı zamanda ay, yağmurda gibi yansıma yapıp burnunuzu görmenizde mümkün. Ancak yol görünüyor. Buda buharlanmadan çok daha iyi bir durumdur.

Kaskın kötü kokuları:

Eğer içi çıkmıyorsa, yıkayamazsınız ve birkaç hafta sonra kötü kokular başlar. Bunu kaskı kullanmadığınız zamanlar içine kağıt tıkarak halledebilirsiniz. Karbonatla da toz şeklinde yüzeyine elinizle yayarak kaplayabilirsiniz ama burada sorun giyeceğiniz zaman karbonatı temizlemektir. Elektrikli süpürgeyle çektirmeniz gerekir. Koku çok ağırsa kağıtla temizleme tekniğinin işe yaraması birkaç hafta alacaktır yada kokuya katlanacaksınız.

Kulak tıkaçları:

Kullanın. Gerçekten sesin zararlı sonuçlarını azaltıyor.

Ceketin altına ne giyilmeli?

Uzun kollu hava geçirmeyen ama teri dışarı atan özel yapım tişört, deri ceket altına giyilmelidir. Çok sıcak olsa da en iyisi budur. Çok sıcak havalarda çıplak cildinizin sıcak deriyle yada astarıyla teması hiç hoş bir duygu değildir. Bu tip tişörtler terlemeyi de alması açısından sıhhidir. Sıcak olacaktır ama rahatsız etmeyecektir. Boyun bölgesinin deriyle temas etmemesi için bandana kullanın. Çok sıcak olduğunda ıslatın ve sıkıp suyunu çektirdikten sonra serinlik için ıslak olarak boynunuza takın. Tüm kan damarlarının ve sinirlerin geçtiği boyun bölgesinin serin tutulması, aşırı sıcak yada soğuklara maruz bırakılmaması gerekir.

Eldiven:

Yazlık korumalı deri eldiven. Kışın gerekiyorsa korumalı eldivenin altında normal bir yün eldiven olabilir.

Pantolon:

Seyahatte deri pantolon iyidir. Daha geniş bir iklim şartlarına hitap etme özelliklerinin yanında koruma faktörleri de yüksektir. Altına bileklere kadar uzun egzersiz taytları giyilmesi uygundur.

Bot:

Motorunuzun tipine uygun tam korumalı deri botlar giyilmelidir. Yürüme zorluğu yaratsalar bile bu şarttır. Yürümek için yedekte normal ayakkabı taşınabilir. Botların su geçirmez olmaları tercih edilmelidir. Yada su geçirmez kılıf kullanılmalıdır.

Yağmurluk:

Yağmurluk bulundurun. Normal yağmurluklardan farklı bir özelliği yok. Tek veya iki parçalı olabilir. Rüzgarla balon gibi şişecek bol ölçülerde olmamalıdır. Üzerinize tam oturmalıdır.

Yağmurda Sürüş:

Yağmurluğunuzu giyiniz. İçinize su girmesini engelleyiniz. Eldivenlerinizin ve botlarınızın su geçirmez kılıflarla desteklenmesi gereklidir. Vizorü elinizle temizleyin, kaçınılmazsa yarım açın. Göz koruması gereklidir. Gözleriniz korumasız kalmamalıdır. Siyah ya da renkli vizor kullanmayınız.

Siste Sürüş:

Şayet sis iki saniye önünüzü görmenizi engelleyecek oranda ise sürüşe devam etmeyiniz. Sis de sürüşün en büyük riski görünürlüğün olmaması dışında ufuk hattını görememenizin beyninizin yerle olan açınızı algılamasında oluşturacağı sapmalardır. Yoğun sis içinde giderken ufuk hattını görmediğiniz için hiçbir zaman yere dik konumda mı yoksa yatık konumda mı gittiğinizi tam doğru algılayamazsınız. Dönemece girdiğiniz de bu durum özellikle sorun yaratır.

İçecek:

Su içmelisiniz. Kahve değil, kola değil, SU içmelisiniz. Bazı spor içeceklerde olabilir ama fazla şeker içerirler. En iyisi sudur. Vücut ısı fazlasını terlemeyle atar. Terlemek istemiyorsanız motora binmeyin. Klimalı araba kullanın. Terin buharlaşması vücuttaki fazla ısıyı atar ve aşırı ısınmasını önler. Bunun içinde vücudunuzda yeterli su olmalıdır ki yeterince ter buharlaşarak soğutma etkisini oluşturabilsin. Sadece güneş çarpması durumunda siz çok sıcakta da olsanız terlemezsiniz.

Hava aşırı sıcak, siz dışarıdasınız ve terlemiyorsunuz. Orada durun. VÜCUTTATA KURUMA(dehidrasyon) BAŞLAMIŞTIR. Aşırı ısınma var ve serinlemezseniz ölürsünüz. İşlerin bu derecelere gelmesine izin vermeyin. Bunun yolda giderilmesi çok zordur ve bu dünyadan gidici durumuna girebilirsiniz.

Sıcağa karşı ne yapabilirsiniz?

Kaskınızın tüm havalandırmasını açın. Bu dudakların kurumasına sebep olabileceği için dudak nemlendiricileri kullanın. Motorunuzun rüzgar kesicisi (windshield) çok büyükse sorun yaratır. Mümkünse indirin yada havalandırma delikleri varsa açın. Vücudunuzun mümkün olabildiğince tüm bölümlerini kapatın. Güneş ışınları cildinize direk temas etmesin. Direk temasla UV ışınlarına maruz kaldığınız gibi çabuk da yorulursunuz. Korumalı elbiseleri üzerinize giymeyi ihmal etmeyin. Çünkü korumasız kaza yaparsanız, yolun sürtmesinden olaşacak yaralar yanıkla aynı etkiyi yapar ve yeterince derinse iz bırakır mı diye endişelenmeyin çünkü öldürücüdür.

Her benzin alışınızda uzun kollu tişörtünüzü ıslatıp giyin ve hemen deri ceketinizi üzerine giyin ve ön havalandırmalarını da kapatın. Arka havalandırmalarını açık bırakın. Su boyun bölgesinden yavaşça buharlaşarak sizi serinletecektir. Ön havalandırmaları açarsanız buharlaşma hızlı olur ve sizi daha iyi soğutur ama tişört çabuk kurur ve serinletme kısa kesilir. Tişört kuruyunca ceketin tüm havalandırmalarını açın ve bir daha ki istasyonda işlemi tekrarlayın.

Yazlık eldiven giymenizi söylemiştik. Bu eldivenlerin bileği örten kısmı yoktur. Önce eldivenleri giyip sonra ceketi giymeniz gerekir. Ceket kol fermuarlarını da çekmeyin kollarınızdan içeri hava gelsin. Bu durumun ceketin koruma faktörünü düşürdüğünü biliniz ayrıca bilekleriniz kaza anında korumasız kalmaktadır.

Yanınızda yedek su taşıyın. Daha sık mola verin. (Her 200-250 km de.) Molaları beklemeden su için. Hatta giderken için. Hyponatremia yani su zehirlenmesine dikkat edilmelidir. Gerekiyorsa klimalı bir otelde mola verin.

32 derecenin üzeri:

Isı her an sizi bitirebilir. Vücudunuz susuz kalabilir, kuruyabilirsiniz. Bu durum 29derecenin üzerindeki herhangi bir derecede gerçekleşebilir. 32 derecenin üzerinde ise durum çok ciddidir. Güneş çarpması denilen olayın olması riski çok fazladır. Çok dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Çok gerekli değilse yola devam etmeyin yada güneşin batmasını bekleyin.


Vücut Isı Transferi:

Isı daima sıcaktan soğuğa doğru akar. Yani bedenimiz atmosferden soğuksa biz ısı çekeriz tersi durumda ise biz çevremize ısı veririz. Her iki durumda da mutlaka ısı transferi olmaktadır.

İki tür beden ısımız vardır. Bedenin iç ısısı ve derimizin ısısı. Bedenimiz ısı üretir ve iç ısımızı 37C de tutmaya çalışır. Bu derecede çok küçük sapmalar olabilir ve 2 derecelik bir sapma dahi bizim sağlığımıza ciddi tehdittir. Derimizin ısısı ise 31C ile 33C dereceleri arasındadır.

Bedenimiz sürekli ısı üretir. İç ısımızı muhafaza etmek için gerekli miktarı kullandıktan sonra fazlasını atmosfere bırakır. Bunun anlamı bizim devamlı dışarıya ısı veriyor olmamızdır.

Derimiz ısıyı yansıtır. Ayrıca her nefes alış ve verişimizde biz ısı kaybederiz. Nefesimiz sıcaktır, çiklet üreticilerinin söyledikleri hiç önemli değil, soğuk değildir.

Çevre sıcaklığı 20-21C derecede ise beden ısımızı muhafaza ederiz. Şayet beden iç ısımız efor yada çaba ile artarsa yada ısı indeksi çok fazla ise bizim bu şekilde ısı kaybımız genellikle yeterli olmaz. Ter bezlerimiz devreye girer ve bedenimizin esas soğutma sistemi terin buharlaşmasına bağlıdır.

Ter buharlaştıkça ısıyı üzerimizden uzaklaştırır. Bu deriyi serinletir ve neticesinde yüzeye yakın dolaşan kan serinler. Serinlemiş kanda içe ve adalelere döndüğünde onları serinletir. Böylece eylem tamamlanır. Şayet hava sıcaklığı vücut ısısından fazla ise serinleme olmaz tam tersine vücut iç ısımız artar.

Birbirine geçmiş ikilemler:

37C derecenin üzerindeki çok sıcak ve kuru günlerde bedenimiz havadan ısı emer(konveksiyon) ve güneşten(radyasyon) emer. Esasta derinize ısı taşımak fonksiyonları olan genişlemiş kan damarları şimdi deriden ısı alır ve içinize taşır. Buharlaşmaya dayalı serinleme işleminin devam etmesine karşın siz buharlaşma yoluyla verdiğinizden daha fazla ısıyı konveksiyon yoluyla emmektesinizdir. Hatta ter çok hızla buharlaşmaya başlarsa bu işe yaramayan ter olur. Yani soğutma yapmaz.

Olay basit bir eşitlemedir. Konveksiyon ısıtma ısı yükler. Buharlaşmanın soğutması ısıyı alır. Aldığınız ısıdan fazlasını verebildiğiniz ölçüde mesele yoktur ama otobanda 43C derecede kuru sıcakta sürüş yaparken konveksiyon(ısı yayım) her zaman buharlaşmanın üzerindedir.

Diğer yandan düşük süratlerde şehir sürüşlerinde buharlaşmanın soğutması konveksiyonun ısıtmasını yener. Ama bu durum düşük süratlerde geçerlidir.Yüksek ısıdaki yüksek süratlerde beden terleme mekanizmasını yoğunlaştırır ama bu gerekli soğumayı sağlamaz. Sisteminiz strese girer ve siz sıcaklıktan tükenir ve güneş çarpmasına maruz kalırsınız.

Burada giysilerinizin havalandırmalarını ne kadar açtığınız anahtar durumdadır. Yeterli soğumaya yetecek kadar açılmalıdır. Fazlası terinizi çok hızlı buharlaştıracağı hatta buharlaşmaya fırsat vermeden teri alıp götüreceğinden zararlıdır. Çünkü terlemenin serinletme etkisi devreye giremez. Yeterli havalandırma gerekli olandır.

Korkulan yer etkisi:

Yerin etkisi ve motorunuzun sebep olduğu ısıyı izole etmeniz zaruridir.
Yer ısıyı emer ve geri yansıtır. 43C derece havalarda yol üzerinde seyahat ettiğinizde yüzeyden 65-75 cm e kadar yükselen ısının derecesi 60C ve üstündedir. Buda ayaklarınızın tabanının ısıyı neden fazla hissettiğini açıklar. Eğer havalandırması olan pantolon giyiyorsanız size çarpan havadan konveksiyon yoluyla ısı emerken yerden de yansıyan ısıyı alırsınız.

Bu sıcaklık sizin sıradan pantolonlarınızı da ısıtır, bu sıcaklık seviyelerinde bir kat Cordura tabakası izole olmanıza yetmeyebilir ve bacaklarınızda ısıdan dolayı su toplanma kabarcıkları oluşmaya başlar. Bu sonuçtan sürüş pantolonunun altına giyeceğiniz bir uzun iç çamaşırı yada normal kot giymeniz sizi koruyacaktır.


16 derecenin altı:

Rüzgarı kesmek durumundasınız. Rüzgar ne kadar hızlı eserse o kadar soğuktur. Soğuk rüzgardan korunmazsanız rüzgar ısırması olabilir(buz yanığına benzer). Sıcak kalmaya bakın. Gövdenizi sıcak tutun. Şayet gövde soğursa el ve ayaklara giden kanı kısıtlamaya başlar. Bu yüzden gövdenin sıcak kalması el ve ayakların sıcak kalması içinde şarttır. Boynunuzu soğuktan koruyun. Ayrıca burayı iyi kapatın. Bu bölgeden girecek soğuk hava gövdenin de soğumasına neden olacaktır. Ceket kollarının yakalarından içeri hava girmesini önleyin. Botların içine sokarak pantolonunuzun paçalarından içeri hava girmesini önleyin. Altınıza yün giyin. Yün çok iyi izolasyon sağlar. Rüzgarlık kullanın.


Neden üşürüz:

Çünkü motor üzerinde hareketsiz durmaktayız halbuki ısıyı üreten harekettir. Dikkat edin krosçuların giysileri çok hafiftir buna rağmen üşümezler. Çünkü devamlı fiziksel hareket içindedirler. Vücutları ile motora çeşitli hareketler yaparak yön verirler.

Motora ilk bindiğinizde üşümeyebilirsiniz ancak yolculuğun ileri safhalarında üşüme doğru giyim yoksa gelecektir. Vücut ısımızı motorun elektrik sistemi gibi düşünün, ısıyı depolar ve sonra kullanabilirsiniz ama alternatörünüz kullandığınız oranda şarj etmiyorsa üşüme başlar.

Seyahatinize sıcak evinizden çıkıp tam şarjlı olarak başlarsınız. Bu şarjın ne kadar dayanacağı karşı faktörlere ve bu faktörlerin süresine bağlıdır. Sizden ısı çeken bu faktörlerin gücü ne kadar fazla ise o kadar ısı kaybı olacaktır ve süresi de şarjınızın tükeniş zamanını belirleyecektir. Soğuk havada rüzgar ısı kaybı yaratır.

Sonuç olarak soğuk havanın derecesi ve buna vücudumuzun maruz kaldığı süre bedenimizin artarak fazlalaşan ısı kaybına maruz kalmasının seviyesini verecektir. Giyim bu işlemi yavaşlatır ancak durduramaz. Bedeni bir radyatör gibi düşünün, havayla temas eden bedenin her cm si, boyun, kulaklar, yüz radyatörün yaptığı işlemi yaparak soğutma yapacaktır. Buna ilaveten nefes alıp vermelerimizle yüksek oranda nem ve ısı kaybına uğramaktayız. Aldığımız her soğuk nefes ısı kaybı demektir. Hiçbir şey yapmayıp sadece soğuk havayı teneffüs etmek ile bir müddet sonra üşümeyi başlatacaktır. Bunları karşılamak için hareket gereklidir, koşmak vs gibi ancak siz motor üstünde hareketsiz durmaktasınız. Buna ilaveten sürüş süratiniz arttıkça soğuk rüzgarın elbiselerinizin arasından vücudunuza işlemesi de devreye girecektir.

Birde buharlaşmanın getirdiği bir soğutma faktörü vardır. Vücudunuz terlediğinde bilhassa ellerde, çıkan nem eldiveninize yapışarak eldivenin yüzeyini soğutur ve neticesinde bir geri dönüşüm şeklinde ellerinizi soğutur. Bu tip soğumaya neden olan bir çok faktörler vardır ve sonuçta siz hipotermiye doğru gidersiniz. Şayet dıştan sizi ısıtacak bir kaynak olmadan, arabalardaki ısıtma sistemi gibi, uzun müddet soğukta sürüş yaparsanız sonunda soğuyup donmanızı engelleyecek bir çözüm yoktur. Tek çözüm sizin çok geç olmadan durumu fark ederek gerekli önlemleri alıp uygulamanızdır.

Üşümüş bir sürücü stres altındadır ve güvenli bir sürücü olmaktan çıkmıştır. Çevresel ve bedensel oluşumların farkında olma yeteneği zayıflamaktadır. Düşünme yeteneği yavaşlamaktadır. Refleksleri yavaşlamaktadır. Çabuk yorulur ve zihinsel yoğunlaşma gücü kaybolur. Bunlara ilaveten bu durumda beden daha fazla enerji yakmaya başlar ve bu da düşüş spiralinin dalga boylarının daha sıklaşmasına sebep olur.

Öneri.: Rüzgar kesicili ve ısıtma sistemli giysiler kullanılmalıdır. Kuru kalmaya özen gösterilmelidir. Mola verilmeli, sıcak yerlerde konaklanmalı ve aşırı havalarda seyahatte ısrar edilmemelidir.

-------------
alıntı : alfamotosiklet

Uzun yol rehberi

1.Limitlerinizi bilin ve seyatinizi ona göre planlayın.. 
Eğer hayatınızda yaptığınız en uzun mesafe 500 km. ise, 800 kilometrelik bir yolculuğu aklınızdan bile geçirmeyin. Günlük kapasiteniz 500 km. de olsa 1500 km. de olsa yol uzadıkça sonraki günlerin performansı düşer. Unutmayın ki en tehlikeli zaman 3 ve 7. günler arasında kalan zamandır. En doğrusu bu zaman diliminde performansınızın %65’i kadar yol yapmayı planlamaktır. Aynı zamanda yola çıkmadan önce planladığınız zamanlamanın gerisinde kalma riskini düşünerek en az 1-2 alternatif rota fikriniz olmalı. 

2. Yüksek hızları unutun. 
Yüksek süratlerin ve uzun mesafe yolculuklarının ortak noktaları çok azdır. Ana yollardan uzak duran ve sakin kullanan bir sürücü otobanda hız rekoru kırmaya çalısan bir sürücüden daha fazla yol katedebilir, aynı zamanda manzaranın ve virajların tadını çıkarabilir. Bunu yanında süratin, benzinci aramak için harcanan daha fazla zaman anlamında sarfiyata, rüzgara karşı boğuştuğunuz için yorgunluğa ve belki de bir hız cezasına neden olacağını da unutmamak gerekir. 

3. İlaçlarınızı ve kahve stoğunuzu evde bırakın.. 
En basit şekilde, ilaçlar ve diğer uyarıcılar işe yaramazlar. Eğer dikkatinizin devamını sağlamak için kahve, kola ya da başka bir uyarıcı ihtiyacı hissediyorsanız, o gün için sürüşü sona erdirmenin ciddi bir uyku çekmenin vakti gelmiştir. 

4. Motorunuzu yolculuğa hazırlayın. 
Lastikleriniz, zinciriniz, motor yağınız gibi elemanlar yola çıkmadan önce mümkün olan en iyi şartlarda bulunmalıdır. Aksi halde yolda başınıza gelecek bir sorun size oldukça fazla zamana ve hatta belki evinizde halledebileceğinizden daha pahalıya malolacaktır. 

5.Yolculuktan hemen önce akseuar temin etmekten kaçının. 
Yeni kaskınızın rahat olmadığını veya yeni yağmurluğunuzun su geçirdiğini öğrenmek için yolculuk çok iyi bir tercih değildir. Bunun gibi aksesuarlarınızı daha önceden deneyin ve yolculuk sırasında macera yaşamayın. 

6. Yola çıktığınızda hazır olun. Yolda alışveriş ile vakit kaybetmeyin.. 
Mutlaka bir check list yapın ve yola çıkmadan önce kontrol edin. Yoksa çok değerli sürüş veya dinlenme zamanınızdan çalmak durumunda kalırsınız 

7. Yaşamak istiyorsanız, kamyonlardan uzak durun. 
Kamyonlar uzun ve büyük araçlardır. Direksiyonlarındaki ufak oynamalar ile arka kasasının oldukça büyük hareketler yapmasına neden olur. Kamyon şöförleri arkalarında kendilerini takip edenlerden rahatsız olurlar. Bu rahatsızlık dikkatlerinin dağılmasına ve size çarpmalarına yol açabilir. Ayrıca ağır yük taşıdıkları için lastik patlatmaları, kasasından bazı şeylerin dökülmesi veya fırlaması çok olağandır. Yakınınızda patlayan bir lastik veya dökülen bir şey ölümünüze yol açabilir. Ayrıca kamyonun arkasında seyrederseniz, önünüzü göremeyeceğiniz için kamyonun ani bir fren yaptığını ancak arkadan ona çarptığınızda anlarsınız. 

8. Hiçbir zaman durabileceğinizden daha hızlı gitmeyin. 
Ağır bir sis içinde şehirlerarası bir yolda seyahet ettiğinizi düşünün. Aniden sol şeritte duran bir araba görüyorsunuz. Çarpmadan önce durabilirmisiniz? Benzer bir örnek açık hava için de geçerlidir. Viraja sadece 20 km. daha hızlı girerek ilersini görememe ve 6 ay hastanede yatma riskini alırmıydınız? Bu şekilde düşünerek ertesi gün yaşıyor olmanızı sağlayabilirsiniz. 

9. Daha hızlı gitmek için durmayı öğrenin. 
Kendinizin yolda hangi hız aralığında motor kullandığını bilmelisiniz. Eğer süratiniz bu ortalamanın altına düşüyorsa mola vermenin vakti gelmiştir. Belki biraz uyuyabilir veya kısa bir yürüyüş yaparak bacaklarınızı ve kaslarınızı yumuşatabilir ve beyninize oksijen pompalayabilirsiniz. 

10. Ne zaman durmanız gerektiğini bilin! 
Bir saniye için bile gözünüzün kapandığını hissederseniz hemen en yakın yere çekin ve dinlenin. Eğer bir türlü istediğiniz sürata ulaşamıyor veya devamlı olarak hız kaybediyorsanız uykunuz gelmiş demektir. Aynı şekilde sinyalleri açık unutmak veya benzincide durup durmamak konusundaki kararsizliklar hep yorgunluk belirtileridir.

11. Doğru bir psikolojik durumda olun. 
Yağmur, sıcak, soğuk gibi özellikle yolda olmaktan hoşlanmadığınız durumlarla karşılaşırsanız yola çıkmayın. Çünkü bu durumda negatif elektrikle başlayacağınız yolculukta yola konsantre olmak yerine hep içinde bulunduğunuz duruma kanalize olacaksınız. Bu yolculuk için tehlikeli bir durum yaratabilir. 

12. Akıllıca toplanın ve gerekli kişisel eşyaları el altında bulundurun. 
Güneş gözlüğü, kremler, lens suyu, fener, lastik basıncını ölçtüğünüz aleti, haritanızı ve diğer gerekli malzemeyi el altında bulundurun. Bunlara ihtiyaç duyduğunuz anda ulaşamazsanız, kullanamazsınız. Haritasızlık nedeniyle yolunuzu kaybederseniz değerli zamanınız kaybolur, veya güneş altında yanmış bir kafaya asla kask takamazsınız. Ruhsat, sigorta gibi gerekli evraklarınızı ise güvenli ve sudan korunaklı bir şekilde tutmalısınız 

13. Benzin ve yemek molalarını ayırın. 
Benzin aldıktan sonra (kendi başına küçük bir mola) soyunup yolun karşısındaki lokantada yemek yemek ile 50 km ilerdeki lokantada yemek arasında zamansal bir farklılık olmayacaktır. Sonuç olarak elde edeceğiniz 1 tanesinin zamanı karşılığı 2 mola. 

14. Benzine, ihtiyaç duymadan alın. 
Benzin alma şansınız varsa kullanın. Daha sonra benzininiz çok azalırsa aramak için kaybedeceğiniz zaman daha fazla olacaktır. 

15. Yağmurlukarınızı, yağmur yağmadan giyin. 
Eğer yarım depodan daha az benzininiz varsa niye hem benzin almak hem de yağmurluklarınızı giymek için durmuyorsunuz. Bu hem çabuk hem de guvenli bir yoldur. Yağmur yağarken yol kenarında giyinmeye çalışırsanız yarım metre ötenizden süratle geçen ve yerden kalkan su yüzünden sizi görmesi engellenecek olan arabalarla mücadeleederek büyük bir risk alırsınız. 

16. Lastik tamir seti taşıyın ve nasıl kullanacağınızı bilin. 
Mutlaka bir lastik tamir kiti taşıyın ve nasıl kullanılacağını bilin. Eğer bu konuda daha önceden pratik yapmazsanız yolda başınız derde girerse hem çok zaman kaybedebilir hem de bu uğraşınız sonuçsuz kalabilir. 

17. Takım çantanızı genişletin. 
Birçok motorsikletin takım çantası yetersizdir. Bu takımları bir rehber gibi kullanarak kaliteli malzemelerle genişletin ve bir de dijital bir voltmetre edinin. 

18. En az 2 litre su taşıyın. 
Su stoğunuz 2 şekilde bulunmalıdır. 1. El altında içme suyu olarak, ve 2 acil durumlar için. Kendinize bir iyilik yapın ve acil durumlar için ayırdığınız suyu hemen ulaşamayacağınız bir yerde saklayın. Böylece gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda orda olur. 

19. Sıkıntıdan kurtulmayı öğrenin. 
Sıkıcı yollarda bir walkman çok işe yarayabilir. Depo üstü çantada yolda atıştırmak üzere tatlı şeyler taşımak hep çalışan bir yoldur. Ayrıca ekşi bir limon suyu damlası bir anda şok etkisi yapacak ve sizi biraz daha idare edecektir. 

20. Bir çekici servisine dahil olun. 
Sigortanızın bir arıza durumunda sizi ve motorunuzu bulunduğunuz yerden kurtaracak fasiliteleri olmasına dikkat edin. Bu olmazsa mutlaka bu tip servisler veren kuluplere üye olun. 

21. Sağlıklı yiyecekler yiyin. 
Fast Food ve uzun yol yolculukları kötü bir kombinasyondur. Sabahları yulaf gibi tahıl tarzı yiyecekler yada tostla birlikte 1 yumurta iyi bir seçimdir. Tereyağından uzak durun. Öğle yemeği hafif ama sağlıklı bir şekilde yapılabilir. Akşam yemeği ise mutlaka salata ve makarna gibi karbonhidratlı bir yiyeceği kapsamalıdır. Unutmayın; “Doğrusunu yiyemiyorsanız hiç olmazsa hafif yiyin.” 

22. Günün doğru zamanlarında yemek yiyin. 
Standart iş temponuzun psikolojisinden kurtulmak için haftasonu erken, haftaiçi geç kahvaltı ediniz. Akşam yemeklerinin geç sayılmayacak saatlerde yenmesi gerekmektedir. Uzun bir yolculuk gününün sonunda geç yenilen bir akşam yemeği beraberinde rehaveti getirecektir. Bu da hemen uyku dolayısıyla ertesi sabah zinde olmayan bir vucüt anlamına gelir. Öğle yemekleri için kalabalık olmayan yerler seçilmelidir. Bu çok değerli zamanınıza mal olabilir. Eğer başka şansınız yoksa akıllıca davranarak ve önce siparişinizi vererek gerekli telefonları etme, motoru kontrol gibi rutin işlerinizi bu bekleme süresinde halledebilirsiniz. 

23. Şehir sınırlarını geçerken dikkatli olun. 
Genellikle yollar belediyelerin sorumlulukarındadır. Yani her 50 km.’de bir farklı bir belediyenin sınırına girebilirsiniz. Bu da değişik mühendisler ve farklı metodlarla inşa edilmiş yollar demektir. Bu sınırları geçtiğinizde dikkatli olun. Asfalt kalitesi, yol işaretleri, trafik işaretleri gibi şeyler değişmis olabilir. Bu sizin sürüş stilinizi etkileyecektir. 

24. Bir elektrikli battaniye kullanın. 
Üşümek için sıcak bir günün ardından güneşin batması veya yağmurlu bir havada sürüş yeterlidir. Böyle durumlarda elektrikli battaniye hayat kurtarabilir. 

25. Bir cep telefonu taşıyın. 
Bir cep telefonu ve çekici servisi veren bir sigorta yolda çok işinize yarayabilir. 

26. Ağrı ve acılar için asprin taşıyın. 
Asprin sizin vücut ısınızı düşürür. Ağrılarınızdan dolayı asprin alıyorsanız, vucudunuzu soğutacağını lütfen bilin. Ayrıca asprin pıhtılaşmayı önleyen bir maddedir. Kanayan açık bir yaranız varsa asprinden uzak durun. 

27. Yanınızda vitamin bulundurun. 
Normalde her gün one – a – day tarzı bir vitamin almak önerilebilir. Ancak yaz ve kış sürüşlerinde durumlar çok farklıdır. Doktorunuzun tavsiyelerine uyunuz. Uzun mesafe sürüşlerinde krampları engelleyecek tarzda olan vitaminlere bakın.